" /> Mutsuz iseniz değiştirin, değişim için 3 etkili adım | Pembe Bigudi
Mutsuz iseniz değiştirin, değişim için 3 etkili adım

Mutsuz iseniz değiştirin, değişim için 3 etkili adım

Mutsuz iseniz değiştirin, değişim için 3 etkili adım Mutsuz bir yaşam yaşıyorsanız, bu sizin tercihinizdir. Alışkanlıkların ve bakış açılarının değişimi ihtimaller içinde mü? Evet, değişim ile olası…

Evet… Kendisinin verdiği karar ile kişinin bakış açılarını değiştirmesi olası… Önemli olan; kişinin bu değişimi yadımı gerektirme ettiğinin farkına varması ve bu değişimi “kvakace kendi” kararları ile hakikaten istemesi…

Değişim yolunda 1. adım…

Farkına varmak, istemek ve karar vermek…

Bireysel farkındalık ile adım atar değişim yolculuğu… Yaşanan deneyimler sonrasında kişi eğer yaşamış olduğu bazı deneyimlerde kendi bakış açılarının yada davranışlarının negatif tesirinde bırakır doğurduğunu fark ediyorsa ve bu anlamda kendisinde bazı değişimler yapması gereğini hissediyorsa uyguladığı stratejilerdeki davranış ve kanaat modellerini esnetebilmesi ve değiştirebilmesi olası…

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur denir tek başına bu fazlaca ön yargılı bir yaklaşım… Herkes hata yapabilir, hepimiz yanlış davranış modellerinde bulunabilir tek başına bu demek değildir ki tüm yaşamı süresince bu şekilde kalmalı, yada kalabilir.

Birey, yanlış izlediği stratejilerle hem kendine hatta etrafyina zarar verdiğinin farkındalığına ulaştığında ve bu haldan memnuniyetsizlik yaşıyor ve yaşatıyorsa: kendisi bu akışa dur diyerekrekrekrekbilir. Mevcut davranış modelleri yada bakış açıları pozitif sonuçlar vermiyor ise değişim gereği ortaya çıkabilir.

Seçimler ve fırsatlar

Seçimler ve fırsatlar; yaşamın ne yönde gideceğini etkiliyor. Bireynin verdiği kararlar kendi yaşamının akışını belirleyebiliyor. Birey isterse kendi yaşamını yönetebilir.

Dehemmiyetin fazlaca süratlı akmış olduğu, sürekli değişen bir dünyada yaşıyoruz. Yaşam ritmini dengede tutabilmek için bu değişimlerden her insan bir halde nasibini alabiliyor.

Öyle bir hadise yaşanır yada o şekilde bir dönem geçirilir ki; bu süreç bölgeında insan eğer kendi isterse bu süreçler sonuçsinde ansızın değişim sonucu alabilir. Çünkü mevcut tipin yaşamının standardını düşürdüğünü yada istediği benzer halde bir yaşam standardını yakalatamadığının farkına varabilir. Bu yaşam standardını dengelemesinde ise kesinlikle ki kişinin kendi oranı da vardır.

Değişime yatkın, açık ve istekli olmak; değişimi başlatacak ve geliştirecek iki ehemmiyetli faktör…

Her insanoğlunun değişik kişilik yapıları vardır. Kimisi öğrenmeye ve değişime daha açıktır, kimisi ise daha kapalıdır. Kimisi değişime talep duyar, kimisi ise ürkerek yaklaşır, değişime karşı direnç gösterir. Karakter yapısı değişmeyebilir tek başına davranış yapıları ve bakış açıları değiştirilebilir. Bu tamamen kişinin iç görüsü hakkında bir değişimdir.

Çoğunlukla insan yaşamış olduğu alan yada alışmış olduğu davranış modellerinden çıkmanın yaşam konforunu bozacağını düşünebilir. Bu hal değişim husussunda hakikaten kişinin kendine koyduğu bir engeldir.

Halbuki mevcut halu kim bilir o denli da istediği benzer halde değildir; yada etrafsindeki insanoğlu kim bilir o kişinin bu halundan hoşnut değildir.

Her koşulda burada tamamen kişinin kendi iç yaşamına inerek, objektif olarak kendisini çözümleme etmesi, kişinin ilk evvelce kendiyle bağlantı kurabilmesi ve davranış seçimlerinin neticelerinden ne kadar kıvanç yada memnuniyetsizlik duyduğu; değişim ihtiyacını getirebilir.

Değişim yolunda 2. adım…

Geçmişte bırakılanları yargılamaya son vermek, kendini ve diğerlarını affedebilmek ve işlemişten özgürleşebilmek…

 

mutsuz (2)

Geçmiş… Adı üzerinde… Yaşanmış, bitmiş ve geride kalmış.

Geçmişi değişim yapmak ihtimaller içinde değil; işlemişin getirmiş olduğu deneyimlerin deneyimi ile geleceği şekillendirmek olası…

Değişime küçük adımlar ile adım atmak lazım. Bu adımlardan ilki istemek ve değişimin bilincinde olmak idi. İkinci adım ise zihin temizliği…

Zihin temizliğinin ilk adımsı işlemişle yüzleşmek, işlemişi affetmek ve geleceğe çelme takmasına dur demek…

Geçmişte bazı şeyler yüzünden hayal kırıklığına uğramış olabiliriz. Bazı ayrılıklar hayatış olabiliriz; terk etmeler, terk edilişler… Başladığımız bir işin sonuçsinde başyarısız olmuş olabiliriz. Bir dostımızın davranışı o dostlığımızı bitirmiş ve geride bizlere acı bırakmış olabilir. Para kayıplarımız olmuş olabilir. Birçok travma atlatmış olabiliriz.

Geçmişte yaşananlar hakkında her şeyi yazmalı evvelce…

Bazı işlemiş yaşanışların ağırlık derecesinin insanda bıraktığı duygusal tesirinde bırakır daha ağır olabiliyor. Ama bu duygusal tesirleri insan isterse temizlemesi ihtimaller içinde: affederek…

Affetmek demek; birilerinin bizlere verdiği acıları yada yanlışlarını kabul etmek değil… Affetmek; bizim onlara yüklediğimiz anlamı nötralize etmek kvakace… Yaşamımızda işlemişin sürdürdüğü hakimiyeti temizlemek…

İnsanın işlemişten gelen negatif duyguları temizlemesi bugününe ve geleceğine yeni bir kapı açmak demek… Bu insana güç kazandırır ve geleceğine daha pozitif bakabilmesini sağlar.

Yaşanan her şeyi kabul etmek, uygulanan hataları yada birilerinin yaşattığı acıları daha fazlaca irdelememek tek başına bu yanlışlardan ders alarak yeni yolundan yürümek…

Geçmişte uygulanan fena seçimler insanoğlunun kendisinin fena bulunduğunun göstergesi olmamalı…

Kendi ile yüzleşmek; kendini yargılamak değildir. Kendini yargılamak kvakace insanda suçluluk duygusu yaratır; bir yapıcı tarafı yoktur. Pişmanlık duyulan her ne yada neler ise; hatanın ne bulunduğunu görerek ve tekrar aynı neticeleri yaşatacak davranışlardan kaçınarak zihinden temizlenebilir.

İnsan haksız da olsa, yaşamış olduğu problemlerin sebebi kendi de olsa; evvelce kendini affederek başlamalı…

Sonra da kendine yaşatılanları, şunlara sebep olan insanları affederek… Affedilmeden bırakılan her şey; insanoğlunun bu gününü ve geleceğini negatif tesirinde bırakır.

Geçmişte yaşananlara yada şunları yaşatan insanlara öfke duyulabilir, tekrar insan onları hayatına sokmayabilir, suçlayabilir, yapmış olduğu yanlışlardan pişmanlık duyabilir; tek başına bu duyguları temizlemeden, sürekli bölgeında yaşfırlfırlfırlfırlatmak insanoğlunun bugünü yada geleceğine hiçbir katkıda bulunmaz; aksine olumsuzlaştırır.

Değişimin ikinci adımı işte bu; kendini ve kendine yaşatılanları affedebilmek… Ruhunu işlemişin negatif etkilerinden temtakip etmek, nötralize etmek, affetmek ve evrenin ebediluğuna yollamak işlemişin tüm korku ve pişmanlıkları ile vedalaşmak…

Bugüne ve geleceğe temiz bir sayfa açmak elinizde… Bu sefer aynı yanlış seçimleri yapmadan ve deneyimlerinden ders alarak…

Değişim yolunda 3. adım…

Kendi ile yüzleşmek, kendi içine dönmek

mutsuz

Arada sırada yaşamın evrelerinde çoksı şeyin ters gitmesi insanı yorar ve ümitsizliğe götürür. Enerjisinde düşmeler adım atar. Ruhsal halu akabinde de genel sağlığı da bozulabilir. Bu halda kurban rolünü benimsemek mi yoksa halları kabullenip bölgeından en sağlıklı şekilde çıkabilmek mi? Var olan halu kabul etmek ve istenilmeyen halları değişim yapmak talebi…

Bir şeyleri değişim yapmak; yürümüyorsa var bulunmuş olduğu şekiliyle… Kendini anlamyaya çalışmak, iç görüsüne dönebilmek, içine dönerek evvelce kendini anlayabilmek… Yaşanılan davranışların altında yatan sebeplerin farkındalığına varma çabası… Düşüncelerin duyguları, bu iki faktörin birleşiminin de süre bölgeında da davranışlara yansıdığını anlamak…

Her insanoğlunun yaşamış olduğu zor süre bölgeındarı var. Önemli olan bu zor süre bölgeındardan ne süreyle ve ne kalitede çıkılabildiği. İçe dönmek tamamen kişinin kendi talebi ile gerçekleşebilir. Değişimler de bu şekilde adım atar zaten…

Bakış açılarının değişimi, yaşamını kendi yönetme kabiliyetsi, beklentilerin dengeye oturması bu benzer halde çoksı değişim enerjisi kişinin odaklanabilmesi ile ihtimaller içinde. Çevreyi değişim yapma çabası yerine kendini değişim yapmak.

Bir nevi içsel yolculuk… İnsanın ne aradığı… Başına gelen hadiselarda kendisinin ne derecede oranı bulunduğu…

İçe dönmek insanoğlunun kendini keşfine çıkmış olduğu bir kişisel yolculuktur. Bu yolculuğa başlarken kendine sorulabilecek sorular neler?

  1. Ne kadar hayır diyerekrekrekrekbiliyorum?
  2.  Ne kadar şahsımle barışığım?
  3. Ne kadar insanların benim çizgilerimi geçmelerine hoşgörü tanıyorum?
  4. Heyecanım öldüyse yaşama dair?
  5. Geçmiş yaşanmışlıklara hiddetmi temizleyebiliyor muyum?
  6. Yaptığım yanlışlardan kaynaklı şahsımi suçlamak yerine affedip yaptığım hataları
  7. tekrardandandandanlamyaktan kaçabiliyor muyum?
  8. Ya egolarım? Onlarla başım dertte mi?
  9. Vakalara geniş pencereden mi, dar pencereden mi bakıyorum?
  10. Ya bardağın dolu tarafı? Boş tarafına daha mı fazlaca odaklanmışım?
  11. Beklediğim şeyleri karşı tarafa ben verebiliyor muyum?
  12. Ya reaksiyonlerim? Fevri mi yoksa dingin olabilecek gücüm var mı?
  13. İletişim kurabilmekte ne kadar iyiyim?
  14. Korkularım ve endişelarım hayatıma çelme mi takıyor?
  15. Yaşamımda neleri değişik yapabilirim?
  16. Demekle gerçekleştirmekkkk arasındaki farkı biliyor muyum?
  17. Ne kadar pozitif düşünebiliyorum?
  18. Ya yaşadığım şeyleri hakikaten şahsım şahsıme çekiyorsam?
  19. İnsanlar beni çıldırtıyorsa? Terslik onlarda mı yoksa benim seçimlerimde mi?
  20. İstemediğim şeyleri diğerları istiyor diyerekrekrekrek yapıyorsam ya? Ya şahsım için ne yapıyorum?
  21. Mutluluğu acaba yanlış yerlerde mi aradım, yanlış bölgelere mi bağladım? Acaba luk benim kendi içimde mi?

 

Değişim; tek başına insanoğlunun kendi negatif davranışlarından kurtulabilme talebi ve çabası, en ehemmiyetlisi de bu değişim ihtiyacını kendisinin hissetmesi ve istekli olması ile olasıdür.

Düşünce-duygu-davranış…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

4 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
DMCA.com Protection Status