" /> Karşı tarafı hayatının merkezi yapmayın çünkü ilişkileri yıpratıyor ve bitirebiliyor | Pembe Bigudi
Karşı tarafı hayatının merkezi yapmayın çünkü ilişkileri yıpratıyor ve bitirebiliyor

Karşı tarafı hayatının merkezi yapmayın çünkü ilişkileri yıpratıyor ve bitirebiliyor

Karşı tarafı hayatının merkezi yapmayın çünkü ilişkileri yıpratıyor ve bitirebiliyor Karşı tarafı hayatının merkezi yapmak. Birçok ilişkinin kısa sürmesindeki ya da tek tarafın çabası ile ilerlemesindeki en büyük sebep; bu hataya düşmek…

Birlikte bulunduğu insanı hayatının merkezi gerçekleştirmek fazlası kişinin yaşadığı bir durum. Sevgili ya da eş rolü;  hayatımızda var olan rollerden sadece biri… Ebeveyn rolü, çocuk rolü, çalışan rolü, dost rolü ve diğer roller… Sahip olunan rollerin enerjisel ve zamansal paylaştırılmasında yaşanabilen dengesizlik yaşanan ilişkinin kalitesine ve dengesine de yansıyabiliyor.

Bir partner olmak; hayattaki tek rol değil… Bir ilişkiyi insanın her şeyi yapması hem kendisini hem de karşısındaki kişiyi zaman içinde boğabiliyor. Sorgulamalar, yargılamalar ve neticesinde da yıpranmalar başlayabiliyor. Hem kişilerde hem de yaşanan ilişkinin kalitesinde ve sürdürülebilirliğinde…

Her insanın kendi şahsi kısmı ve şahsi bir hayatı var. Birini sevmek; onu hayatının merkezi haline getirme algısını yaratmamalı. Bir kişiye ya da bir olaya olması gerektiğinden çok çok enerji yüklemek ve tüm enerjisini bir ilişkiye adamak o ilişkiyi ve kişiyi kendinden uzaklaştırmaktan diğer bir işe yaramaz.

Kendi ortamında tam ve tüm olmayı başarabilen kişi zaten enerjisinin büyük bölümünü kendi için ilk önce harcamayı bilir. Kendi ortamında mutlu olabilmeyi başardığında zaten diğer şeylerden ya da kişilerden aradığı mutluluğu beklemeyecektir. İlişkisini kaliteli yaşayabilen insanlar; evvelce kendisi ile meşgul olmayı, hayatındaki tüm rolleri dengede tutmayı ve kendi hayatında tek başına da olsa düzeni oturtmuş insanlar.

“Karşı tarafı hayatının merkezi yapmak” nelere sebep olur?

Karşı tarafın her dakika diğer tarafı düşünmesi ya da her anını onunla paylaşması beklentisi ilişkiyi yıpratabilen en önemli problemlerden birisi… Kendi yaşantısının her alanını karşı tarafın doldurması beklentisi zaman içinde hem bu beklentide olanı hem de karşısındakini yormaya başlar. Bu beklentinin altında yatan kök sebep gerçekten kişinin bilinçaltına kodlanmış kaybetme, aldatılma, sevilmeme, değersizlik ve tek başına kalma korkusudur.

Eğer daimi başlamadan biten ya da başlasa da çok sürmeyen ilişkileri çok çok yaşıyorsanız kendi içinize dönüp bu korkular var mı bir düşünün. Sürekli düzeltmeniz gereken ya da sizdeki eksik yönleri yansıtan tipte insanları hayatınıza çekiyorsanız belki de evvelce kendinizle yüzleşmeniz ve kendinize odaklanmanız gerekiyor.

Unutmayın, hayatınıza çektiğimiz her insanın bir anlamı var aslında; sizi size aynalamak. Neden hep benim başıma geliyor, neden hep yanlış insanları buluyorum diyerek kendinizi hırpalamak yerine, biraz içinize dönüp bozukluğun kaynağına yönelin. Davranışlarınız ve enerjiniz değiştiğinde size gelenlerin de değiştiğine şahit olacaksınız. Bunun için evvelce farkına varmanız, sonra kabullenmeniz ve devamında ne gerekiyorsa değiştirmek için evvelce kendinizle biraz uğraşmanız gerekiyor.

Her insanın kendini mutlu hissettiği ya da ihtiyaç duyduğu tek başına kalma ya da kendi hobileri, kendi ailesi, arkadaşları ya da işi ile alakalı ayırması gereken dönemleri olabilir. Bu karşı tarafı sevmediği ya da önemsemediği anlamına gelmemeli. Ya da diğer tarafın buna bir anlam yükleyerek diğer tarafı boğması, ben merkezci beklentilerini karşı tarafa gereğinden çok yansıtması gibi…

Karşı tarafın hayatındaki en önemli kişi olma beklentisi ilişkinin asli hedefi haline dönüştüğünde dengeler ciddi anlamda sarsılabilir. Buna  karşılık insanın hem kendisinin hem de karşısındaki kişinin hayat amacında değişik rolleri de olduğunu kabullenebilmesi ilişkiyi olumlu anlamda besleyebilir. Tabi ki bu halde da, diğer rollerdeki denge kurulurken partner olma rolünün de dengede tutulabilmesi önemli…

Tek bir role -bu hangisi olursa olsun- endekslenmek diğer rollerin de paylaşım dengesini bozabilir.Bir ilişki yaşarken ya da evlenildiğinde; her şeyi beraber yapma beklentisi iki tarafı da zaman içinde birbirinden aksine uzaklaştırabiliyor. Karşı tarafı hayatının merkezine oturtma ihtiyacı; bir tarafın ilgisi ile kişinin değerinin beslenmesi ihtiyacından kaynaklanıyor olabilir. Ya da kendisini daha güvende ve değerli hissetme ihtiyacı…

Erkekler

baskılanmaktan, sorgulanmaktan, her yaptığını rapor etmekten, suçlanmaktan ve çok konuşulmasından hiç de haz almazlar. Karşı tarafı hayatının merkezi gerçekleştirmek zaman içinde baskıları, sorgulamaları ve suçlamaları arttırır. Bir kadın bu istenilmeyen davranışların dozunu arttırdığında, bu hal da erkeği boğar ve uzaklaştırır. Bırakın bir ilişki ortamında kalmayı, bir ilişkiye başlamadan kaçmasına sebep olur.

hayatının-merkezi-yapmak3

Daha ilk görüşmelerde bile bunu yapıyorsanız, karşı tarafı bir anda odağınız haline getiriyorsanız baştan hatayı yaptınız demektir. Kadınlar da aynı durumların kendine yapılmasından hoşlanmaz ama gerçekçi bakıldığında kadınlar, erkeklere bu davranışları maalesef daha çok sergiliyor.

Bir ilişki neden bağımlılık haline gelir?

Her ne olursa olsun; her insanın değişik yönlerinin ya da kendine ait bir şahsi alanlarının olduğunun kabullenilerek ilişkilerin yaşanması, ilişkilerin bağımlılığa dönüşmesini de engelleyebilir.

Beklenti üzerine kurulan ilişkilerin daha kısa ömürlü olması ihtimali hep vardır. Aşırı beklentiler beslenmedikçe, bu beklentilerini karşılatabilmek için kişi karşı tarafın üzerine daha çok düşmeye başlayabiliyor.

Bu beklentiler neler olabilir?

  • Karşıdaki kişinin diğer tarafın sevdiği derece kadar sevmesi beklentisi…
  • Kendi eksik taraflarını bir başkasının tamamlayabileceği beklentisi…
  • Karşılık umarak karşı tarafa bir şeyler yapma ve aynı şeylerin kendine de aynı derecede yaşatılması beklentisi…
  • Bir tarafın ilgisi diğerinden daha az olduğunda karşı tarafa verdiği ilginin derecesi ile aynı ilgiyi bekleme beklentisi…
  • Her şeyi beraber yapma beklentisi…
  • Sürekli ilgi görme beklentisi…
  • Değerli hissettirilme beklentisi…
  • Kendini ifade etmeden anlaşılma beklentisi…
  • Karşı tarafı değiştirme beklentisi…
  • Bu beklentiler; ilişkilere ben merkezci yaklaşımlar ile ya da karşı tarafı hayatının odak noktası yapması ile de artabilen beklentilerdir.
  • Tabi ki her insanın beklentileri ya da doyurulması gereken gereksinimleri olabilir. Bağımlılığa dönüşüm çok daha değişik bir durum…

Bu ihtiyaçlar ve beklentiler çok çok ise; beslenmedikçe ya da beklenenin altında doyuruldukça, daha çok ihtiyaç ortamında olan kişi ilişkiyi ve karşısındaki insanı takıntı yapmaya başlayabiliyor. Bu hal bu alışkanlığı geliştiren kadar, etkilerinin yaşatıldığı kişiyi de yıpratıyor. Zamanla boğulan partner her ne kadar ortamında bazı duygular hala kalsa da kaçmayı ve daha huzurlu, kendine merkezli bir hayat yaşamayı tercih ediyor.

“Karşı tarafı hayatının merkezi yapmak” nasıl yok edilir?

Değiştikçe özgürleşirsiniz. Kendi hayatınızın ne kadar değerli olduğunu anlarsınız. Kendi içinize yöneldiğinizde ve yürümediğini düşündüğünüz her şeyi değiştirmek için emek harcadığınızda kendinize güzel hadiseleri ve doğru insanları çekmeye başladığınızı görürsünüz. Önce kendinizi özgürleştirin; size çelme takan, ilerlemenize engel olan, ilişkilerinizi yıpratan, sizi mutsuz eden her şeyden özgürleşin.

hayatının-merkezi-yapmak

Aslında kimi süre karşı tarafı hayatın merkezi gerçekleştirmek hatasına düşmenin en büyük nedeni kendinden ve kendi hayatından çok uzaklaşmış olmak. Önce kendi hayatınızı düzene sokarsanız, hedefleriniz olursa o süre kendi hayatınıza daha çok odaklanır, kendinizi daha çok seversiniz. Kendi ortamında mutlu olamayan bir insan, başkasını nasıl mutlu edebilir, o kişinin sundukları ile nasıl yetinebilir? Doğru insanı kendine çekmek için evvelce kendi doğru insan olmak; bu çok önemli.

Kendi kişiliğinin ve şahsi hayatındaki rol dengelerinin kaybedilmediği, karşı tarafın da aynı şekilde partner olmak kadar diğer rollerinin olduğunun da kabullenilebilmesi, en önemlisi de o kişinin da şahsi alanlarının olduğunun farkındalığı ile ilişkinin yaşanabilmesi ilişkilerin kalitesini ve uzun ömürlü olabilme ihtimalini arttırabiliyor.

Yaşanan tecrübeler sonrasında kişi eğer yaşadığı bazı tecrübelerde kendi bakış açılarının ya da davranışlarının negatif etkiler doğurduğunu fark ediyorsa ve bu anlamda kendisinde bazı değişimler yapması gereğini hissediyorsa uyguladığı stratejilerdeki davranış ve kanaat modellerini esnetebilmesi ve değiştirebilmesi mümkün.

Çoğunlukla  insan yaşadığı alan ya da alıştığı davranış modellerinden çıkmanın hayat konforunu bozacağını düşünebilir. Bu hal değişim konusunda gerçekten kişinin kendine koyduğu bir engeldir. Herkes hata yapabilir, herkes yanlış davranış modellerinde bulunabilir ama bu demek değildir ki tüm hayatı boyunca böyle kalmalı, ya da kalabilir. Halbuki mevcut hali belki de çok da istediği gibi değildir; ya da çevresindeki insanlar belki de o kişinin bu durumundan hoşnut değildir.

Kişi, yanlış izlediği stratejilerle hem kendine hem de etrafına zarar verdiğinin farkındalığına vardığında ve bu durumdan memnuniyetsizlik yaşıyor ve yaşatıyorsa: kendisi bu akışa dur diyebilir. Mevcut davranış modelleri ya da bakış açıları pozitif sonuçlar vermiyor ise değişim gereği ortaya çıkabilir.

Her koşulda burada tamamen kişinin kendi iç dünyasına inerek, objektif olarak kendisini analiz etmesi, kişinin ilk önce kendiyle bağlantı kurabilmesi ve davranış seçimlerinin sonuçlardan ne kadar memnuniyet ya da memnuniyetsizlik duyduğu değişim ihtiyacını getirebilir.

Değişim; ama insanın kendi olumsuz davranışlarından kurtulabilme talebi ve çabası, en önemlisi  de bu değişim ihtiyacını  kendisinin hissetmesi ve istekli olması ile mümkün.Seçimler ve fırsatlar hayatın ne yönde gideceğini etkiliyor. Kişinin verdiği kararlar hayatının akışını belirleyebiliyor. Birey isterse kendi hayatını yönetebilir.

Buradaki en önemli kriter her şeyin dozunun iyi ayarlanabilmesi ve insanın ilk önce olarak kendi hayatına odaklanması…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

3 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
DMCA.com Protection Status